Baku’de yeme-icme ( Kebapcilar)

Bu baslik altinda bundan sonra Baku’deki restoralar ve yeme-icme kulturu ile ilgili paylasimlarda bulunacagim. Ilk olarak Namli Kebap‘i taniyacagiz.

Sehirin merkezinde targovi caddesi ve malakan bagi arasinda bulunan, cadde uzerindeki masalari ile yaz aksamlarini daha keyifli hale getiren bir atmosferi mevcuttur.

Turkiye’den gelen garsonlari ve Turk sefleri ile anadolu lezzetlerini sunmaktalar.

Fiyatlar ortalama bir kebapcinin uzerinde. Ancak ogle saatlerinde 12 azn ye business lunch menusu oldukca doyurucu. Genis bir meze ve tatli yelpazeleri var. Ayrica pazar gunleri 15 aznye acik bufe kahvalti servisleri mevcut.

LigTv ve Dsmart uyelikleri de bulunmakta.

image

Reklamlar

Siyasete Yeni Bakış

Üşenmedim araştırdım, aydın kime denir diye;

sf. 1. Işık alan, ışıklı, aydınlık: Aydın bir oda. 2. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver: “Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı.” -O. V. Kanık. 3. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı).

Türk dil kurumu böyle açıklamış aydını, referans alınabileceğinden bu tanımdan yola çıkarak bir kaç tespit yapmaya çalışacağım.

Sözlük anlamına göre aydın, sınıfsal önkoşulu olmadan, hayatla ilgili duruşu olan, sosyal sorunlara kayıtsız kalmayan insan.

Hall of Stars

Dokunmamistim uzun zamandir bloguma, ziyartci sayisi da azimsanmayacak kadar cok olmus bu donemde. Tozunu ufleyip, bir seyler karalamanin vakti gelmis.

Manchester United & Bakcell isbirligini kutladik gectigimiz gunlerde. Bir aylik kisa bir hazirlik asamasinin O bashandi 3 gunluk kisitli kurulum suremizle mucadele ederken fotograftaki sonuc cikti ortaya.

image

150 m2 lik bir alanda her gun 3000 den cok ziyaretciyi, toplamda 7 gunde, 30 bin ziyaretciyle BTL alaninda Azerbaycan rekoru kirdik.

Kariyerimin en iyi isiydi diyebilirim, Peter Schemaicel’in acilisi gerceklestirmesi isin en keyifli tarafiydi.

Iste emegi gecen ekibime, insan ustu mucadelelerinde dolayi cok tesekkur ederim.

Detayli bilgiyi manutd.bakcell.com adresinden alabilirsiniz.

” Ulduzlar liqasini qarsilayin.”

image

Azerbaycan Çalışma ve Yatırım Danışmanlığı

Site üzerinden Azerbaycan’da çalışma koşulları ile ilgili çokça soru almaya başladım.

Azerbaycan’da ;

– Çalışma

– Yatırım

– Resmi Prosedürler

– Vize ve seyahat

– Çalışma izini

ile ilgili danışmanlık hizmeti vermekteyim. Bu başlıklarla ilgili sorularınızı ugurayd@gmail.com ‘ a  göndererek benimle iletişime geçebilirsiniz.

Azerbaycan’da yeni çalışma izni kanunu

Azerbaycan’da çalışma izni ile ilgili yeni kanunun, özet hali Tüsiab tarafından yanınlandı. Önemli sayılabilecek bu açıklamayı, aşağıda bilgilerinize sunuyorum..

Ülkeye gelen yabancı uyruklu vatandaşların herşeyden önce merak ettiği en önemli konulardan biri kimlerin çalışma izni almaları gerekiyor ve hangi statüde olan yabancıların çalışma izninden muaf tutulmaları konusudur.

Çalışma izni almada belirtilen yaş sınırının aşağı yukarı her ülkede aynı olduğunu söyleye biliriz. Bu yaş sınırı Azerbaycan Cumhuriyetinde 18 olarak belirtilmişdir. 18 yaşına varan çalışma yeteneği olan her bir yabancı uyruklu vatandaş çalışmak için Azerbaycan Cumhuriyetine gelebilir.  Çalışma izni almak için talep edilen başlıca şartlardan biri çalışacağı müessesenin gerek duyduğu yüksek deneyim ve uzmanlığa sahip olmakla beraber Azerbaycan Cumhuriyeti vatandaşının başvurmadığı boş iş yerlerinin olması ve bu talep edilen boş iş yerlerinin yerli işçiler tarafından doldurulmasının mümkün olmamasıdır. Yabancı uyruklu vatandaşların aynı zamanda iki farklı yerde çalışmasına Emek Miqrasiyası Hakkında Azerbaycan Cumhuriyeti Kanununun 5-ci maddesi gereği izin verilmiyor. Azerbaycana gelen yabancı uyruklu vatandaşların çalışma izni ve oturum almaları için gereken evraklarını hazırlayarak Devlet Migrasiya Hizmetine baş vurmaları gerekmektedir.  Çalışma izninin süresi her başvuruda 1 yıldan fazla olmamakla 4 defa uzatıla bilir. Fakat alınmış çalışma izni işyerinin başvurusu veya ilgili yasada gösterilen başka sebeplerle de iptal edilebilir. Bu yasada gösterilen 4 yıllık sürenin dolmasıyla yabancıların tekrar çalışma izni alması 1 yıldan az olmamakla Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarından kenarda yaşadıktan sonra mümkündür.

Çalışma izninden muaf tutulan yabancı uyruklu vatandaşlar aşağıda gösterilen statüde olan yabancılardır:

•   Evlilik, kalma sürelerine veya başka sebeplerle Daimi oturum kartı alanlar;

•   Ülke ekonomisine sermaye koyanlar (şahıs firması veya tüzel kişiler);

•   Temsilcilik ve şubelerin müdür ve müdür yardımcıları;

•   Uluslararası anlaşmalarla kurulmuş örgütlerin yönetim kadroları;

•   Büyükelçilik ve konsoloslukta çalışanlar;

•   Uluslararası örgütlerde çalışanlar;

•   Üç aydan fazla olmayan görev süresiyle gönderilen işçiler.

•   Belli bir Kamu yönetimi tarafından iş davetiyesi ile gelenler;

•   Devlet kaydına alınmış dini kurum ve örgütlerde din hizmetleri yapanlar;

•   Özel lisans alan medya mensupları;

•   Denizciler;

•   Sporcular ve sanatcılar;

•   Yüksek eğitim kurumlarında seminer ve konferans vermesi için davet edilen profesör, öğretim üyeleri, konuşmacı ve akademik araştırma yapan uzmanlar;

Bazen yabancı veya yerli vatandaşlar Azerbaycan Cumhuriyetinde kurdukları şirketlere tayin ettikleri müdürlerin çalışma izninden muaf olduklarını zann ediyorlar fakat yasal olarak bunların çalışma izni almaları gerekmektedir. Şirket müdürlerinin çalışma izninden muaf olmaları için aynı zamanda şirket ortağı olmalarıyla bu muafiyetten yararlanabilirler. Azerbaycan Cumhuriyetinde kurulmuş şube veya temsilciliklerin müdürleri ve onların yardımcıları da aynı zamanda çalışma izninden muaf tutuluyorlar. Yeni düzenlemelere esasen bir kişi aynı zamanda iki veya daha fazla şirkette müdür olamaz. Bu durumda olanlarda kayıtlı oldukları vergi dairelerine baş vurarak diğer şirketlerinde gözüken müdür görevlerinden azledilerek sadece birinde müdür olmaları gerekiyor. Yasal olarak iki müdür meselesi sadece şübe ve temsilciklerde geçerlidir. Bu konuyla ilgili durumu ister devlet memurları, istersede şirket sahibleri veya yabancı uyruklu vatandaşlar bilmedikleri için bazen tartışmalara veya anlaşmazlıklara yol açmaktadır. Çalışma izninden muaf olma yasası ile ilgili durum yasal hükümleri bilmeyen yabancılar veya devlet memurlarıyla anlaşılmaz bir durum olursa yabancıların veya devlet memurlarının Emek Migrasiyası Hakkında Azerbaycan Cumhuriyeti Kanununun 3, 5 ve 6-cı maddelerine başvura bilirler.

Çalışma izni için devlet ücreti  12 şubat 2009 tarihinden itibaren devlet harclarına yapılan yeni düzenlemeyle 45 manattan 22 defa artırılarak 1000 manata çıkartılmıştır. Yerli veya yabancı şirketlerin çalışma izni almadan bir yabancıyı kendi şirketinde kaçak olarak çalıştırmasının mali cezası ise 30 000 bin ile 35 000 manat arası değişmektedir.

Son olarak makalemi yazdığım şu uyarı sözlerimle bitirmek istiyorum. Azerbaycana gelen yabancı uyruklu iş adamları ve çalışanlar bu ülkede yasal olarak oturmaları, sermaye koymaları veya çalışmaları için Azerbaycan yasalarının onlarla ilgili hususlarını iyi bilmelerini ve özellikle her geçen gün artırılan mali cezaları gözden geçirerek işlerini ve evraklarını yasalara uygun ve zamanında yapmaları için özen göstermelerini tavsiye ediyoruz. Kanunları bilmemek vatandaşları sorumluluktan kurtarmıyor.

Konuyla ilgili detaylı bilgi için:

http://www.tusiab.org web sitemize ve (+994 12) 497 15 86/87 numaralarından TÜSİAB Hukuk Müşavirliğine ulaşabilirsiniz.

Ne mi dusunuyorum?

Hava sicak, gundem sicak, terli sirtlar, asik suratlar, sikayet eder tavirlar. 2010 yazini boyle kodluyorum beynime, ileride lazim olur diye. Tum bunlar olurken, evliligimin 1 yilini da dolduruvermisim..

Kafa da karisik dostlar, siyaset mi, ticaret mi, ask mi , hayat mi neyi dusunecegimi sasirdim. Hayati tam anlamlandirdim dedigin anda inadina anlamsiz yuzunu gosteriyor sana bu donemlerde, adete dumur ediyor seni karsisinda, beni cozemezsin dercesine.. Yillardir ulkemin siyasetini anlayabileyim diye kovalarken bugun geldigimiz durum da “Noluyo lan?” Ifadesine burunmus haldeyiz.

Umarim en yakin zamanda cozup rahatlarim.. Anlamsiz bir blog post oldu ama oldu..

Azerbaycan’da Yaşam – 2

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Azerbaycan’da Yaşam başlığı altında yazdıklarımın tamamı şahsi görüşümdür, yazılanların mutlak doğru olarak algılanmaması ricası ile.

Sosyal yaşam ve görgü kuralları :

– Azerbaycan’da özel günler ayrı bir önemle kutlanır ve ciddiye alınır. İnsanların doğum günleri, genç yaşlı çocuk  fark etmeksizin kutlanılır.

– Kadınlar günü resmi tatildir. Şirketler kadın çalışanlarına hediyeler verir, okullarda sınıftaki kızlara, erkekler eşlerine hediyeler verir.

– Yılbaşında uzun bir tatil olur genelde, yılbaşının gelişini Aralık ayının başından hissedersiniz. Sokaklar ve evler istisnasız süslenir, caddeler noel babalar ile dolup taşar. Yılbaşının izlerini ocak ayı ortalarına kadar hissedersiniz.

– Bir başka önemli gün ise, baharın gelişini simgeleyen “Nevruz Bayramı”dır. Türkiye’dekinden farklı olarak, nevruzda 1 haftadan az olmamak kaydıyla tatil olur. 21 Mart nevruz gününe kadar 3 çarşamba, sokaklarda ateş yakılarak mahalle halkı etrafında toplaşır. 21 Mart’ta çocuklar kapı kapı gezerek şeker ve muhtelif yerel tatlılar toplamaya başlarlar. Çocukların bu şeker toplama işlemine “Papag Attı” denir. Papag (şapka) kapı önlerine bırakılarak, kapı çalınıp gizlenilinir ,  kapı önündeki şapka ev sahibi tarafından para,şeker ve ya kuru yemişle doldurulur ve tekrar yerine konur. Bu önemli günü aileler genellikle birlikte geçirir. Barışı,baharı ve mutluluğu simgelemesi nedeniyle benim de değer verdiğim bir bayramdır nevruz.

– Selamlaşma çok önemli bir husustur. Türkiye’de olduğu gibi erkeklerin birbiriyle tokalaşıp,öpmesi normal bir durumdur ama tek farkla, iki defa değil bir defa öpersiniz karşınızdakini.

– Yolda yürürken, yürüyen bir grup içerisindeki arkadaşınıza selam vermek istediğinizde, diğerleriyle de tokalaşmak mecburiyetindesiniz. Durup,karşıdan gelen arkadaşına selam veren arkadaşınızı bırakıp yola devam etmeniz hoş karşılanmaz. (şahsen bu konuda vaktiyle çok uyarılmıştım.)

– Azerbaycan’da eğlence kültürü , gece hayatından ziyade halk ve pop müziklerinin canlı olarak çalındığı restoranlarda daha hareketlidir. Özel günler genellikle bu restoranlarda kutlanılır. Kebaplar ve çeşitli mezeler eğlence sofralarının olmazsa olmazları arasındadır.

– Gece hayatı, gençlerin yalnız ve aileden bağımsız yaşam oranının düşük olması nedeniyle çok cılız kalmıştır. Diskolarda burada yaşayan yabancılar daha fazladır. Bakü’nün merkezinde her sokak arasında bir pub görmeniz mümkün, vaktiyle petrol işi için gelen Ingiliz nüfusun çoğunlukla istifade ettiği bu mekanlar şu anda gece hayatının en popüler mekanlarındandır.

– Genç erkeklerin en büyük eğlencesi, “Çay Evi” denilen mekanlarda çay eşliğinde domino,tavla oynamak ve sohbet etmektir. Her mahallede bu mekanlar rahatlıkla görünebilir. Türkiye’deki kahvehanelerin daha sade ve konforlu hali 🙂

– Düğünler aşırı önem verilen bir durumdur. “Şadlıg Evi” denilen saraya benzer, şatafatın ve lüksün bol olduğu mekanlarda olur düğünler genellikle. Düğün sırasında masanız tamamen doldurulur, başınızda iki garson hiç eksik olmaz. Dar gelirli insanların dahi düğünlerinde, 1 kişinin düğün sahibine maliyeti 30 dolardan az olmaz. Düğüne gelenler de düğün sahibinin bu masrafını bildiklerinden, düğüne yanlarında getirdikleri kişi sayısı oranında, salon girişinde bulunan para toplayan birine verdikleri parayı ve isimlerini yazdırırlar ya da “kız evi”,”oğlan evi” diye ayrılan kutulara zarfın üzerine ismini yazarak hediyesini takdim eder. Düğün sonrası kimin ne kadar hediye verdiği bildiğinden, kendi düğününüzde hediye ettiğiniz para kadar hediye alırsınız.

-Düğünler kadar cenazeler de çok masraflıdır. Mezar taşları çok heybetli ve zevklidir. Genellikle ölenin resmi, kadın erkek fark etmeksizin, mezar taşlarına kazınır. Zengin ve ya fakir ayrımı olmaksızın ölenin yakını cenaze haftasında evinin bahçesine çadır kurdurur ve burada mollanın hutbesiyle beraber çeşitli ikramlarda bulunulur. Bu törene gelenler, gönüllerinden geçen miktarı aileye verirler. Çadır kurma işlemi her ölüm yıl dönümünde yapılır.

Adnan ,Emin ve değerler

10.03.2010 tarihinde genç blogcular Adnan ve Emin’in temyiz mahkemesi sonuçlandı. Mahkeme tutukluluklarının ve haklarında verilmiş olan 2 yıl ve 2 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezalarının devamına karar verildi.

Genç insanların düşüncelerine, hayallerine ve geleceklerine vurulmuş bir darbe olarak algılayabiliriz bunu. İsnat edilen saldırganlık suçu genellikle beraatle ve para cezasıyla biterken, blogcular için bu suça verilebilecek en ağır cezalar verildi.

Adnan ve Emin’i tanıma fırsatı bulmuş biri olarak güçlü karakter yapılarıyla bu zorlukları kaldırabileceklerine inanıyorum. Fakat daha demokratik ülkelerde yaşayan akranları, düşünmeleri ve projeler üretebilmeleri adına desteklenirken, kendilerinin işlemedikleri delillerle belgelenmiş bir suçtan ötürü törpüleniyor ve sindiriliyor olmaları endişe verici bir durum.

Maalesef yaşadığımız toplumların ortak sorunlarından biri de, gençlerin heyecanlarını, farklılıklarını anlamamak ,bunu düzen karşıtlığı olarak değerlendirmek  ve gençleri geleceğin mimarları değil geleceğin sanal düşmanları olarak görmektir. Yakın tarihte Türkiye’de gençler üzerinde kurulan baskılar 12 Eylül darbesiyle sonuçlanmış, on binlerce insan hapsedilmiş, faili meçhul cinayetler çoğalmış ve binlerce genç çalışan mesleklerinden azil edilmişti. Adeta derin bir karanlığa sürüklenen Türkiye, uyutulduğu gaflet uykusundan 2000li yıllara dek uyanamadı.

Kardeş ülkenin önünde böylesine bir örnek varken, Türkiye yakın tarihinde, demokratik değerlere sahip bir ülkenin neleri yapmaması gerektiği hakkında gizli ipuçları barındırırken, gözleri ve algıları kapalı bir siyasetin kime ne faydası olacağı çok iyi düşünülmeli.

Gereksiz yere, jeopolitik konumumuzdan, keşfedilmemiş olağan üstü enerji varlıklarımızdan bahsetmeye hiç gerek yok. İnsana ve insani değerlere saygı göstermeyen herhangi bir devlet anlayışının; finansal gücü ne kadar büyük olursa olsun uzun ömürlü olmayacağı çok açıktır ve tarih de bunu onlarca örneğiyle ıspatlamıştır.

Dileğim odur ki; insani değerleriyle böbürlenen toplumlarımızda, içi doldurulmamış şişirme değerlerden çok, insana hakettiği değeri veren, toplumu bütün renkleriyle kucaklayan ve yalanlar üzerine kurulmamış bir yaşam biçiminin hakim olması, devlet büyüklerinin eleştiriyi, iktidarlarının şeffaflığının sağlanabilmesi adına önemli bir unsur olarak görmeleridir.

Yaşanacak daha temiz ve gençler için umut vaat eden güzel nice senelere..

“Deli deli olma” Bir filmin düşündürükleri

Bugün izlediğim bir filmden bahsetmek istiyorum. Google’da gezinirken çıktı karşıma, baş rollerinde Tarık Akan’ın ismini görünce neden bu filmi daha önce duymadım diye hayıflandım doğrusu. Filmin çekimlerine 2008 de başlanmış, film vizyona 2009 Nisan’da girmiş.

Film konusu itibariyle 93 harbi sırasında göçe zorlanan Rus asıllı Malakan ailesinin Kars’a yerleşmesi ve köy halkı tarafından dışlanışları ve bunun etrafında aşk, köksüzlük ve sevgi ekseninde ilerlemekte.

Tarık AKAN’ı Yeşilçam filmlerinin dışında yeniden keşfetmek istiyorsanız “Deli deli olma” tam size göre. Tarık AKAN’ın canlandırdığı “Misha” karakteri; göç eden malakan ailesinin son ferdi. Babacan tavırlarıyla, köy halkının büyük bölümünün saygısını kazanmış, hayırsever bir karakter.

“Misha”nın yalnızlığı üzerine düşünülecek bir çok husus var, Misha’yı Kars’ta bir Rus ihtiyar olarak tanısak da yalnızlığıyla, hayat da kalıcı olabilmekle ilgili sıkıntılarıyla bizden  biri.

İyi seyirler